
Fotoğrafta gördüğünüz Tarhalalı Şahanların Mehmet.
Anadolu yanımızın, baba tarafımızdan dedemiz.
Torunlara dedelerinin isminin verilmesi geleneği bizim köyde de var. Babamız Mustafa, dedemiz Mehmet, Mehmet dedemizin babası Mustafa, dedesi Mehmet, dedemizin babası Mustafa, dedesi Mehmet… Elimizdeki kayıtlara göre bu 15 kuşaktır böyle. Hepsi aynı köyde, Tarhala’da doğmuş, hayatlarını Tarhala’da sürdürmüş ve Tarhala Köyü’ne gömülmüşler. Aynı durum babaannemiz için de geçerli. Çünkü Tarhala, kadim bir yerleşim. Köklerimizin geldiği yer.
1910 doğumlu. Fatma ninemizle evleniyor. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra Topal soyadını alıyor. Aslında Toplağ ismini almak istiyor ancak nüfus memuru sonu yumuşak g ile biten bir kelimeye izin vermiyor. Topal diye kaydediyor.

Gençlik yıllarında toprakla uğraşıyor, hayvancılık ve dericilik yapıyor, çarık dikiyor. Kiraz ve zeytin yetiştiriyor. Soma’daki maden sahaları gelişince Maden’e, bugünkü ismiyle Ege Linyitleri İşletmesi’ne giriyor. Yeraltında madenci olarak çalışıyor. Yaşı ilerleyince bekçilik kadrosuna geçiyor ve oradan emekli oluyor.
Bize en büyük mirası, Soma Bağlar dediğimiz yerdeki zeytinliğimiz.
Babamız Mustafa Topal ilkokuldan sonra, Köy Enstitüleri’nin kapatıldığı yılın ertesinde Öğretmen Okulu’na gidiyor. Köyün öğretmeni aslında dedemizi bir çeşit oyuna getiriyor ve babamızın gidiş iznin bulunduğu resmi kağıtları dedemize imzalatıyor. Mehmet dedemiz kahveye gidiyor, birkaç arkadaşı aklına giriyor, caydığını söylemek için öğretmenin yanına gidiyor. Öğretmen de kendisinin altı bin liralık bir bedele imza attığını, cayması durumunda bunu ödemesi gerektiğini söylüyor. İşin aslının böyle olmadığını öğretmenden yıllar sonra öğreniyoruz. Öğretmen babamızın okuması için bu yola başvuruyor.
Bu meblağ dedemiz için bu büyük para. “Bu sarı oğlan yarın bir gün okumaz da geri gelirse bu parayı biz nasıl öderiz biz?” diyerek Soma Bağlar dediğimiz yerimize zeytin fidanları dikiyor. Fidanları yaşatmak için, iki kilometre ötedeki Kabak Mınarı’ndan katırla su taşıyor. Özenle bakıyor.
Dedemiz hayata gözlerini 1977 yılında kapadı. Halamla birlikte Mustafa dedemizin yanında yatıyor.
Bize bıraktığı zeytinlere dedemizin emeğine yakışır şekilde bakıyor, kaliteli zeytinyağı üretmek için elimizden geleni yapıyoruz.
